Basınçlı hava, elektrik enerjisinin kullanımının uygun olmadığı ya da tehlikeli olduğu durumlarda çoğunlukla üretim sektöründe ve sık olmamakla beraber servis sektöründe de kullanılan depolanabilir bir enerji türüdür.

Basınçlı hava sistemlerinin kalbini hava kompresörleri oluşturur. Ortam basıncında kompresöre alınan hava hacimsel olarak küçültülerek ya da molekül bazında ivmelendirilerek istenilen basınca getirilir. Kompresörler basınçlı hava oluşturma mekanizmalarına göre pozitif deplasmanlı ve dinamik kompresörler olmak üzere iki başlıkta toplanırlar.

Yardımcı ekipmanlar, kompresörden elde edilen basınçlı havanın son kullanım amacına göre iyileştirilmesi, depolanması, taşınması, basınçlı hava talebine göre akışını ve basıncını düzenlemek gibi amaçlarla kullanılırlar. Genel hatlarıyla filtreler, ayrıştırıcılar, kurutucular, basınç/akış kontrolörleri, basınçlı hava tankları, kondensat tahliyeleri ve basınçlı hava dağıtım tesisatı yardımcı ekipmanlar arasında yer alır.

 

Kompresörler
Kompresör, basit tabiriyle bir gazın basıncını, hacmini düşürme veya hızını arttırma yoluyla yükselten mekanik ünitedir. Kompresörler gaz basıncını arttırma yöntemine göre pozitif deplasmanlı ve dinamik kompresörler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Kompresör tipleri ve alt kategorileri Şekil 1’de gösterilmiştir.

 

1. Pozitif Deplasmanlı Kompresörler

Pozitif deplasmanlı kompresörlerde, belirtilen miktarda hava sıkıştırma haznesine emiş regülatörü vasıtası ile alındıktan sonra hazne hacmi mekanik olarak azaltılır ve istenilen basınca ulaşıncaya kadar bu azalma oranında havanın basıncı arttırılır. Bu tip kompresörler, hacmi azaltmak için kullanılan mekanizma tiplerine göre iki gruba ayrılır: Dönel mekanizmalı ve doğrusal mekanizmalı kompresörler.

Dönel mekanizmalı kompresörlerin en yaygın örnekleri, çengel rotorlu, sarmal, sıvı çemberli, vidalı ve paletli kompresörlerdir. Doğrusal mekanizmalı kompresörlerde ise piston tipi ve diyafram kompresörler kullanım olarak en sık karşılaşılan türlerdir.

1.1. Vidalı kompresörler: Vidalı kompresörlerin sıkıştırma aksiyonu, bir gövde içerisine yerleştirilmiş iki rotorun birbirine eşlenmesi ile oluşmuş vida bloğunda gerçekleşir. Vida bloğunun yapısı Şekil 2‘de görüldüğü gibidir. Ana rotor, direk akuple ya da kayış-kasnak mekanizmaları ile kompresör motorundan güç alırken, yardımcı rotor sadece emiş ve sıkıştırma fazları sırasında çalışma boşluğunun sızdırmazlığını sağlar.

Vida bloğunun çalışma prensibi Şekil 3’te de belirtildiği gibi dört fazda açıklanabilir. 1. fazda, hava emiş ağzından sıkıştırma çemberine alınır. Rotorların diş boşlukları hava ile dolar. 2. ve 3. fazlarda, ters yönde dönen rotorlar emilen hava için emiş ağzını kapatıp gövde ile rotor diş boşlukları arasında bir sıkıştırma alanı yaratır. Hava, rotorların ters yöne dönüşü ile giderek azalan hacim içerisinde diş boşlukları doğrultusunda ilerler. 4. fazda ise, sıkışmış hava vida bloğu çıkışından dışarıya verilir.

Yağ enjekteli bir vidalı kompresörün yardımcı elemanlarıyla görünümü Şekil 4’te verilmiştir. Genel çalışma prensibi ise şöyledir: Emiş ağzından hava giriş filtresi ile filtrelenerek vida bloğuna alınan hava, blok içerinde yağ ile karıştırıldıktan sonra yukarıda belirtilen fazlardan geçer ve sıkıştırılmış yağ-hava karışımı blok çıkışından yağ tankına gönderilir. Bu karışım yağ tankından sonra hava-yağ ayrıştırıcısına aktarılır ve burada yağa ve havaya ayrıştırılır. Yağdan ayrıştırılan sıkışmış hava radyatör üzerinden geçirilerek soğutulur ve son kullanım noktalarına aktarılmak üzere hava çıkış vanasından dışarıya verilir. Havadan ayrıştırılan hava ise termostatik valf üzerinden geçirilir. Termostatik valfte yağ, sistemde kullanılan vida bloğuna göre belirlenen optimum sıcaklığa ulaşmadığı sürece vida bloğuna, optimum sıcaklığı aştığı durumda ise radyatör üzerinden soğutularak yağ tankına geri gönderilir.

Tek kademeli pistonlu kompresörlerde, emilen hava aynı silindir içerisinde doğrudan üst basınç değerine (genellikle 8-10 bar) sıkıştırılır. Bu tip kompresörler bir ya da birden çok silindirden meydana gelebilir. Sekman ile silindir arasındaki boşluktan ötürü sıkıştırma oranı arttıkça kaybedilen hava miktarı arttığından genellikle alçak basınçlı ve fasılalı kullanımlar için daha uygundur.

İki kademeli pistonlu kompresörler, hava sıkıştırma işlevini iki kademede gerçekleştirir. Birinci kademede (birinci silindir) hava genellikle istenilen basınç değerinin karekök değerine kadar sıkıştırılır. Sıkıştırma esnasında ısınan ve genleşen hava bir ara soğutucudan geçirilerek soğutulur ve hacmi azaltılır. İkinci kademede (ikinci silindir) ise ara soğutucudan alınan basınçlı hava istenilen basınç değerine (genellikle 10-15 bar arası) kadar tekrar sıkıştırılarak son kullanıma hazır hale getirilir.

Çift etkili pistonlu kompresörlerde ise emme ve basma valfleri silindirin hem altına hem de üstüne konumlandırılarak motorun bir devri boyunca havanın iki defa sıkıştırılması sağlanır. Bu şekilde birim zamanda yapılan iş attırılarak enerji tasarrufu sağlanır.

Şekil 6’da yukarıda bahsi geçen kompresör türlerinin şemaları yer almaktadır.

2. Dinamik Kompresörler

Dinamik kompresörlerde (turbo kompresörler olarak da anılırlar) havanın basıncı hava akışı esnasında arttırılır. Dinamik kompresörlerde bu işlem, pozitif deplasmanlı kompresörlerin aksine azalan hacim ile değil dönen kanatların yardımıyla hızlanan havanın bir difüzör yardımıyla genişlemesi sonucunda sahip olduğu hızın statik basınca dönüşmesi sonucu gerçekleşir. Havanın akış yönüne göre eksenel veya santrifüj kompresörler olmak üzere iki grupta incelenirler.

Pozitif deplasmanlı kompresörlerden farklı dinamik kompresörlerde ufak basınç değişimleri büyük debi değişimlerini beraberinde getirir. Bu da motor gücünü değiştirmeye gerek olmaksızın geniş bir aralıkta debi değişimini mümkün kılar.

Dinamik kompresörlerin genel yapısı Şekil 7’de verilmiştir.

 

Dalgakıran Kompresör Servisi
Dalgakıran Kompresör
Basınçlı hava, elektrik enerjisinin kullanımının uygun olmadığı ya da tehlikeli olduğu durumlarda çoğunlukla üretim sektöründe ve sık olmamakla beraber servis sektöründe de kullanılan depolanabilir bir enerji türüdür.

Basınçlı hava sistemlerinin kalbini hava kompresörleri oluşturur. Ortam basıncında kompresöre alınan hava hacimsel olarak küçültülerek ya da molekül bazında ivmelendirilerek istenilen basınca getirilir. Kompresörler basınçlı hava oluşturma mekanizmalarına göre pozitif deplasmanlı ve dinamik kompresörler olmak üzere iki başlıkta toplanırlar.

Yardımcı ekipmanlar, kompresörden elde edilen basınçlı havanın son kullanım amacına göre iyileştirilmesi, depolanması, taşınması, basınçlı hava talebine göre akışını ve basıncını düzenlemek gibi amaçlarla kullanılırlar. Genel hatlarıyla filtreler, ayrıştırıcılar, kurutucular, basınç/akış kontrolörleri, basınçlı hava tankları, kondensat tahliyeleri ve basınçlı hava dağıtım tesisatı yardımcı ekipmanlar arasında yer alır.

Genel hatlarıyla bir basınçlı hava sistemi Şekil 1’deki gibi ifade edilebilir.

 

Şekil 1. Basınçlı Hava Sistemi Genel Görünümü

İstanbul Kompresör Servisi Olarak 444 4 893 Telefondan Yiğitsan Marka Kompresörünüz Varsa ve Bakım Onarım ve Servis İhtiyacınız Bulunuyorsa Bizi Arayıp Adresinizi Bırakabilirsiniz.. İstanbul Kompresör Servisi Olarak İstanbul İçi Tüm Semtlere Kompresör Servisi Hizmetimiz Vardır. Yiğitsan Kompresör Servisi Olarak 444 4 893 Telefondan Bize 7/24 Ulaşabilirsiniz..

Kompresörler
Kompresör, basit tabiriyle bir gazın basıncını, hacmini düşürme veya hızını arttırma yoluyla yükselten mekanik ünitedir. Kompresörler gaz basıncını arttırma yöntemine göre pozitif deplasmanlı ve dinamik kompresörler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Kompresör tipleri ve alt kategorileri Şekil 1’de gösterilmiştir.

 

Şekil 1. Kompresör Tipleri

1. Pozitif Deplasmanlı Kompresörler

Pozitif deplasmanlı kompresörlerde, belirtilen miktarda hava sıkıştırma haznesine emiş regülatörü vasıtası ile alındıktan sonra hazne hacmi mekanik olarak azaltılır ve istenilen basınca ulaşıncaya kadar bu azalma oranında havanın basıncı arttırılır. Bu tip kompresörler, hacmi azaltmak için kullanılan mekanizma tiplerine göre iki gruba ayrılır: Dönel mekanizmalı ve doğrusal mekanizmalı kompresörler.

Dönel mekanizmalı kompresörlerin en yaygın örnekleri, çengel rotorlu, sarmal, sıvı çemberli, vidalı ve paletli kompresörlerdir. Doğrusal mekanizmalı kompresörlerde ise piston tipi ve diyafram kompresörler kullanım olarak en sık karşılaşılan türlerdir.

1.1. Vidalı kompresörler: Vidalı kompresörlerin sıkıştırma aksiyonu, bir gövde içerisine yerleştirilmiş iki rotorun birbirine eşlenmesi ile oluşmuş vida bloğunda gerçekleşir. Vida bloğunun yapısı Şekil 2’de görüldüğü gibidir. Ana rotor, direk akuple ya da kayış-kasnak mekanizmaları ile kompresör motorundan güç alırken, yardımcı rotor sadece emiş ve sıkıştırma fazları sırasında çalışma boşluğunun sızdırmazlığını sağlar.

/images/Kompresor/Dalgakiran-Kompresor/sekil_3.png

Şekil 2. Vida Bloğunun Yapısı

Vida bloğunun çalışma prensibi Şekil 3’te de belirtildiği gibi dört fazda açıklanabilir. 1. fazda, hava emiş ağzından sıkıştırma çemberine alınır. Rotorların diş boşlukları hava ile dolar. 2. ve 3. fazlarda, ters yönde dönen rotorlar emilen hava için emiş ağzını kapatıp gövde ile rotor diş boşlukları arasında bir sıkıştırma alanı yaratır. Hava, rotorların ters yöne dönüşü ile giderek azalan hacim içerisinde diş boşlukları doğrultusunda ilerler. 4. fazda ise, sıkışmış hava vida bloğu çıkışından dışarıya verilir.

 

Şekil 3. Vidalı Kompresör Çalışma Fazları

Yağ enjekteli bir vidalı kompresörün yardımcı elemanlarıyla görünümü Şekil 4’te verilmiştir. Genel çalışma prensibi ise şöyledir: Emiş ağzından hava giriş filtresi ile filtrelenerek vida bloğuna alınan hava, blok içerinde yağ ile karıştırıldıktan sonra yukarıda belirtilen fazlardan geçer ve sıkıştırılmış yağ-hava karışımı blok çıkışından yağ tankına gönderilir. Bu karışım yağ tankından sonra hava-yağ ayrıştırıcısına aktarılır ve burada yağa ve havaya ayrıştırılır. Yağdan ayrıştırılan sıkışmış hava radyatör üzerinden geçirilerek soğutulur ve son kullanım noktalarına aktarılmak üzere hava çıkış vanasından dışarıya verilir. Havadan ayrıştırılan hava ise termostatik valf üzerinden geçirilir. Termostatik valfte yağ, sistemde kullanılan vida bloğuna göre belirlenen optimum sıcaklığa ulaşmadığı sürece vida bloğuna, optimum sıcaklığı aştığı durumda ise radyatör üzerinden soğutularak yağ tankına geri gönderilir.

 

Şekil 4. Yağ Enjekteli Bir Vidalı Kompresörün Yapısı

Endüstride yağ enjekteli modellerin yanı sıra yağsız ve su enjekteli vidalı kompresör türleri de kullanım alanına göre tercih edilmektedir. Yağsız ve su enjekteli vidalı kompresörler daha çok sağlık ve gıda gibi basınçlı havadaki yağ oranı toleransının çok düşük olduğu uygulamalarda kullanılmakla beraber, yağ enjekteli vidalı kompresörlere göre daha düşük çalışma basınçlarına sahiptirler.

1.2. Pistonlu kompresörler: Pistonlu kompresörler yalamalı ve yağsız sıkıştırma yapmak için kullanılır ve tepkimeli kompresörler sınıfı içinde yer alır. Şekil 5’ten de görülebileceği gibi bir temel olarak bir pistonlu kompresör, karter, krank mili, biyel kolu, silindir, piston, emme ve basma valflerinden oluşur.

 

Şekil 5. Pistonlu Kompresörün Yapısı

Tek kademeli pistonlu kompresörlerde, emilen hava aynı silindir içerisinde doğrudan üst basınç değerine (genellikle 8-10 bar) sıkıştırılır. Bu tip kompresörler bir ya da birden çok silindirden meydana gelebilir. Sekman ile silindir arasındaki boşluktan ötürü sıkıştırma oranı arttıkça kaybedilen hava miktarı arttığından genellikle alçak basınçlı ve fasılalı kullanımlar için daha uygundur.

İki kademeli pistonlu kompresörler, hava sıkıştırma işlevini iki kademede gerçekleştirir. Birinci kademede (birinci silindir) hava genellikle istenilen basınç değerinin karekök değerine kadar sıkıştırılır. Sıkıştırma esnasında ısınan ve genleşen hava bir ara soğutucudan geçirilerek soğutulur ve hacmi azaltılır. İkinci kademede (ikinci silindir) ise ara soğutucudan alınan basınçlı hava istenilen basınç değerine (genellikle 10-15 bar arası) kadar tekrar sıkıştırılarak son kullanıma hazır hale getirilir.

Çift etkili pistonlu kompresörlerde ise emme ve basma valfleri silindirin hem altına hem de üstüne konumlandırılarak motorun bir devri boyunca havanın iki defa sıkıştırılması sağlanır. Bu şekilde birim zamanda yapılan iş attırılarak enerji tasarrufu sağlanır.

Şekil 6’da yukarıda bahsi geçen kompresör türlerinin şemaları yer almaktadır.

 

Şekil 6. Pistonlu Kompresör Türleri

2. Dinamik Kompresörler

Dinamik kompresörlerde (turbo kompresörler olarak da anılırlar) havanın basıncı hava akışı esnasında arttırılır. Dinamik kompresörlerde bu işlem, pozitif deplasmanlı kompresörlerin aksine azalan hacim ile değil dönen kanatların yardımıyla hızlanan havanın bir difüzör yardımıyla genişlemesi sonucunda sahip olduğu hızın statik basınca dönüşmesi sonucu gerçekleşir. Havanın akış yönüne göre eksenel veya santrifüj kompresörler olmak üzere iki grupta incelenirler.

Pozitif deplasmanlı kompresörlerden farklı dinamik kompresörlerde ufak basınç değişimleri büyük debi değişimlerini beraberinde getirir. Bu da motor gücünü değiştirmeye gerek olmaksızın geniş bir aralıkta debi değişimini mümkün kılar.

Dinamik kompresörlerin genel yapısı Şekil 7’de verilmiştir.

 

Şekil 7. Dinamik Kompresörlerin Genel Yapısı

3. Kompresör Motorları

Elektrik motorları kompresör sistemini çalıştırmak olarak kullanılan birincil güç kaynaklarıdır. Bir kompresörde kullanılan elektrik motoru, başlangıçta kompresör sistemini çalıştıracak yeterlilikte güç sağlamalı, sonrasında ise kompresörün tasarım parametreleri doğrultusunda debi ve basınç değerlerini sağlayacak şekilde sisteme güç sağlamaya devam etmelidir.

Kompresör sistemlerinde sessiz çalışması, güvenilirliği ve göreceli verimliliği sebebiyle üç fazlı çoğunlukla sincap kafesli endüksiyon motorları tercih edilir. Bir elektrik motorunun verimliliği motor miline aktarılan gücün şebekeden çekilen güce oranıyla hesaplanır. Birçok endüstri kolunda elektrik motoru birincil güç kaynağı olarak kullanıldığından, motor üreticilerinin öncelikleri daha verimli motorlar üreterek, işletmelerin işletme maliyetlerini olabildiğince aşağıya çekmelerini sağlamaktır. Güncel standartlara göre üç tip verimlilik sınıfı vardır: IE1, IE2, IE3.

IE1 motorlar günümüzde pek kullanım alanı olmayan en verimsiz motor grubudur. CE sertifikasyonu şartlarını sağlamaması sebebiyle de bu sınıfta motor pek üretilmemektedir. IE2 ve IE3 sınıfı motorlar yaygın kullanım alanı bulan verimli motorlardır. IE2 motorun kullanımı daha yaygın olmasına karşın birçok üretici firmanın elektrik enerjisi sarfiyatlarını minimuma indirgemek amacıyla ürünlerinde IE3 verimlilik sınıfı motorları standart hale getirmeye başlamıştır.

Elektrik motorundan kompresör sistemine güç aktarımı genellikle kayış-kasnak ya da direk akuple mekanizmalarla gerçekleştirilir. Geleneksel kayış-kasnak mekanizmasında kompresör mili ile motor miline yerleştirilen kasnaklar arasına konumlandırılan kayış üzerinden güç aktarımı gerçekleştirilir. Direk akuple aktarımda ise motor mili ile kompresör mili arasında bir kaplin vasıtası ile 1:1 aktarım gerçekleştirilir. Direk akuple aktarımda güç aktarımı sırasında kayıplar oluşmaz ve daha kompakt sistem tasarımına olanak tanırken çalışma sıcaklığının yüksekliği uygulamalarda soğutma konusunda önlem gerektirir. Öte yandan kayış-kasnak aktarımında %5’e yakın aktarım kayıpları meydana gelmesine rağmen, uzun servis ömrü, titreşim emme özelliği ve düşük çalışma sıcaklıklarında işlemesi önemli avantajlarındandır. Şekil 8’de bu iki mekanizmanın şematik görünümleri verilmiştir.

 

Elektrik motorları doğrudan şebekeye bağlanabileceği gibi farklı yöntemlerle giriş gerilimi ve akımı kontrol edilebilir. Üç faz elektrik girişinin elektrik motoruna Şekil 9’da gösterildiği gibi yıldız veya üçgen olarak adlandırılan bağlantı yöntemleri ile bağlanması, en basit motor sürme tekniğidir. Yıldız bağlantıda motor sarımlarının faz uçları bir ortak uç oluşturacak şekilde bağlanır ve sarımlara şebeke geriliminin ‘te biri kadar gerilim uygulanmış olur. Üçgen bağlantıda ise motor sarımlarının faz uçları birbirini takip edecek şekilde bağlanır ve böylece sarımlara şebeke geriliminin kendisi uygulanmış olur. Akım değerleri ise yıldız bağlantıda faz akımı şebekeden çekilen akıma eşitken üçgen bağlantıda şebekeden çekilen akımın ‘te biri kadardır. Yıldız-üçgen bağlantısında kalkış torku motor nominal torkunun üçte birine kadar azaltılır. İki veya üç anahtarlama ekipmanı kullanılması sebebiyle ise daha çok bakım gerektirir ve motor yıldız-üçgen bağlantı geçişlerinde elektriksel ve mekanik zorlanmalara maruz kalır.

4. Kompresör Kontrol Metotları

Bir işletmede kullanılan kompresörün sürekli tam yükte çalışma gerekliliği nadir görülür. Bu yüzden kompresörün çalışmasının nasıl kontrol edildiği kompresörün verimini doğrudan etkiler.

4.1. On/off kontrol: En ilkel kontrol mekanizması olmasına rağmen, doğru kullanıldığında da en verimli olanıdır. Kompresörü süren motorun çalıştırılıp durdurulmasından ibaret olup, kontrol işlevi hava tankı çıkışına yerleştirilen bir basınç anahtarı ile gerçekleştirilir. Bu tip kontrol, genellikle 30 beygirden küçük elektrik motorlarına sahip kompresör modelleri için daha uygundur. Motoru sık durdurup kalkışa geçirmenin, motorun fazla ısınmasından ötürü servis ömrünü olumsuz etkileyeceği göz önüne alınarak uygun boyutta hava tankının seçilmesine ve basınç anahtarının geniş basınç aralıkları için ayarlanmasına dikkat edilmelidir.

4.2. Yükleme/boşta çalıştırma: Bu kontrol mekanizmasında, bir basınç anahtarı vasıtası ile istenilen basınca ulaşıldığı algılandığında kompresör emiş valfini kapatır ve böylece motor yükten alınmış olur. Motor yükte değilken bile çalışmasına devam ettiğinden, bu boşta çalışma süresince yararlı iş yapmamasına rağmen tam yükte harcadığı enerjinin %15-35’i kadarını harcamaya devam eder. Bu sebeple bu tür sistemlere opsiyonel olarak boşta çalışma zamanını ölçen zamanlayıcılar takılarak motorun uzun süre boşta çalışması engellenir.

4.3. Modülasyon: Modülasyon tipi kontrol sadece yağ enjekteli vidalı kompresörlerde kullanılabilen ve bu tip kompresörler için en verimsiz kontrol şeklidir. Modülasyon ile emiş regülatörü üzerinden kompresöre alınan hava sınırlandırılarak elde edilen basınçlı havanın debisi ayarlanır. %100 modülasyon uygulanmış sistemlerde bile tam yükte çalışma durumunda tüketilen elektrik enerjisinin yaklaşık %70’i tüketilmeye devam edildiği için genellikle basınç anahtarı ile motorun boşta çalışması sağlanarak enerji tüketimi %30-%15 arası seviyelere kadar indirilebilir.

4.4. Değişken deplasman: Bazı yağ enjekteli vidalı kompresörlerde çıkış kapasiteleri spiral, döner ve popet valf gibi özel kontrol valfleri ile ayarlanabilir. Bu kontrol tipi ile çıkış basıncı ve kompresör enerji sarfiyatı motoru durdurup çalıştırmadan ya da boşa veya tam yüke almadan hassas bir şekilde ayarlanabilir. %60 ve üzeri yüklerde oldukça verimli olan bu kontrol tipi için %40 ve altı düşük debi gereksinimi olan durumlarda basınç anahtarı kullanımı ile motoru boşa almak ciddi bir enerji kazancına yardımcı olur.

4.5. Değişken hız sürücüsü (VSD): Değişken hız sürücüsü değişken basınçlı hava taleplerine cevap verebilmek için motorun hızını barındırdığı bir frekans invertörü ile ayarlar. Hem yağ enjekteli hem de yağsız vidalı kompresörlerde değişken talepleri karşılarken basıncı sabit tutmak için tercih edilen güncel bir kontrol tipidir. Genellikle on/off kontrol ve motoru boşta/yükte çalışma kontrol tipleriyle beraber kullanılarak sürücünün izin verdiği minimum motor hızlarının altında da gereksiz enerji sarfiyatı engellenmiş olur. Burada dikkat edilmesi gereken husus sürekli %100 yükte çalışan bir kompresör sisteminde %5’lik invertör kayıpları sebebiyle VSD sistemi geleneksel sistemlerden daha fazla enerji sarfiyatın sebep olabilir. Bu sebepten ötürü bu kontrol tipinin özellikle kısmi yük durumlarında tercih edilmesi enerji tasarrufunun anlam kazanması açısından önemlidir.

Yardımcı Ekipmanlar
1. Kompresör Soğutucuları

Hava sıkıştırma süreci boyunca kompresörün kullandığı elektrik enerjisinin yaklaşık %80’i ısıya dönüşmektedir. Bu süreç sırasında açığa çıkan ısının kompresörden uzaklaştırılması kompresörün sağlıklı şekilde çalışması için önemlidir. Kompresörün soğutulması genellikle hava ve/veya su ile gerçekleştirilir.

Hava giriş soğutucuları, özellikle ortam sıcaklığının yüksek olduğu uygulamalarda kompresöre alınan havanın olabildiğince soğutulması amacıyla kullanılır. Bu şekilde sıcak havaya göre daha yoğun olan soğuk havanın her bir sıkıştırma çevriminde daha yüksek miktarlarda sıkıştırılması sağlanır. Ayrıca kompresöre alınan havanın soğuk olması sonraki aşamalarda ara soğutucular ve çıkış soğutucularında harcanması muhtemel eforu da azaltır.

Ara soğutucular, genellikle iki veya daha çok kademede sıkıştırma işlemini gerçekleştiren kompresörlerde ısınan havanın kademeler  ışıklı tabela arasında soğutularak sistem verimini korumak amacıyla kullanılır.

Çıkış soğutucuları, sıkıştırma sürecinden sonra ısınmış olan havayı ve yağ enjekteli sistemlerde yağı soğutmak amacıyla kullanılır. Bu sistemlerde soğutma görevi hava ya da su ile sağlanabilir. Şekil 12’de de gösterildiği gibi soğutulan basınçlı havanın nem tutma oranı sıcak havaya göre daha az olacağından havadaki nemi almak için kullanılan hava kurutucu ekipmanlarının aşırı yüklenmesi çıkış soğutucuları ile minimize edilebilir.